OyunYorum – Day of the Tentacle Remastered (2016)

Künye

Firma: Double Fine
Çıkış Yılı: 2016
Tür: Adventure
Platform: PS4 (Ayrıca Xbox One, Xbox 360, PS3, PC/Mac, Android, iOS)

Giriş

Girişin başı için bknz önceki OyunYorum’lar. İşte Icon Adventure’lar vardı, bittiler falan. İşte o dönemin en önemli oyunlarından biri de “Day of the Tentacle”dı. Maniac Mansion isimli text adventure oyunun devamı olan DotT’un en büyük özelliği efsane isim Tim Schafer’ın ilk solo projesi olmasıydı. Lucas Arts’ın o dönemki adventure tarzının ideal yansımasıydı. Tim yıllar sonrasında kendi oyun firması Double Fine’ı kurduğunda bu oyunlara el atacağı belliydi ve öyle de oldu. Yenilenmiş halleriyle pek çok adventure şansını yeni jenerasyonda da deniyor olacaktı.

Day of the Tentacle dönemin efsanelerinden biri ve benim çok sevdiğim bir janraya ait olsa da, o dönem hakkını vermediğim, diğer kardeşlerinin yerinin daha ayrı olduğu bir oyun olarak hafızamda çok fazla yer tutmuyor, ki yazının genelinde daha saygılı ama olumsuz bir hava olmasında bunun etkisi büyük. Yine de PS Plus’tan zamanında ücretsiz olarak edindiğimde kesinlikle bir şekilde deneyeceğimi düşünmüştüm ve kısmet geçen haftasonunaymış.

Böylesi bir efsaneye zaman ayırınca da sizinle de görüşlerimi paylaşmak, bilmeyenlere anlatmak, bilenlere de hatırlatmak istedim. Bu arada hizmet olsun diye ikinci sayfaya oyunun tam çözümünü (walkthrough diyor gavurlar) koydum, ondan da faydalanabilirsiniz. O zaman başlayalım. Buyrun efendim;

Hikaye

Dr. Fred’in ürettiği bir makine laboratuvarın çevresindeki doğayı kirletmekteydi. Kendisinin yardımcılarından Mor Tentacle buradaki kirli sudan içince hem akıllanır hem de kolları çıkar. Bu durumda yapılması gereken tek şey vardır; Dünyayı ele geçirip, insanları köle yapmak. Dr. Fred bu durumda önceki oyundan Bernard, Hoagie ve Laverne’den yardım ister. Bir önceki güne dönüp makinayı kapatmaları yeterlidir. Ancak Dr.Fred gerçek elmas yerine yapay elmas kullanınca Hoagie 200 yıl geçmişe (koloni dönemleri), Laverne 200 yıl geleceğe (Tentacle’ların yönettiği gelecek) düşer. Kahramanlarımız önce bugüne dönüp, sonra düne gidip Mor Tentacle’ı durdurmaları gerekmektedir.

Artılar/Eksiler

Bazı oyunlar zamansızdır. Ne zaman oynarsanız oynayın aynı tadı alırsınız. Çoğu Lucas Arts oyunu o şekilde tat verir. Ama dürüst olacağım, DotT o oyunlardan biri değil. Evet grafikler güncellenmiş, oynanış düzenlenmiş, kolaylaştırılmış, konsollara daha uygun hale gelmiş ama nostaljik değeri bir kenara koydunuzda o gün aldığım tadı tam alamadım. Detaylı açıklayayım.

Şimdi öncelikle grafiklerdeki güncellemeler elbetteki başarılı. Pixeller falan güzel temizlenmiş, pürüzsüz akıcı ve orjinal halindeki gibi çılgın dünyaya uygun şekilde yapılmış. Hatta karşılaştırabilmeniz için tek tuşla eski haline dönüştürüp, aradaki farkı net görebiliyorsunuz. Bu eski haline çevirme özelliğiyle eski usül, altya yapabileceklerinizin yazdığı haliyle oynayabiliyorsunuz da, ki nostalji manyakları için paha biçilmezdir diye düşünüyorum.

Hazır oynanışa girmişken, eski “bir oraya tıkla, sonra gel şuraya tıkla” kısmı özellikle konsollarda pratik olmayacağı için orada da güzel güncellemeler yapılmış. Inventory’den bir şey seçmek için R2-L2’yi kullanmak gibi, objelere direk sağ kol yardımıyla gidebilmek gibi pek çok güzellik mevcut ve bunların oynanışı çok hızlandırdığı ve akıcı hale getirdiğini söyleyebiliriz. İmleç de eskiye göre hızlı geçiyor, o da bir yöntem ama bu kolaylıklarla oyun daha kullanıcı dostu hale gelmiş.

Artılardan bir başkası “commentary” yani yorumlamalar. Oyunun baş yapımcısı Tim Schafer’dan animasyoncusuna, sesleri yapan çocuğa kadar pek çok önemli isim (ki büyük ihtimalle Tim çoğunu Double Fine’a almıştır) oyunun üretim aşamalarıyla ilgili eğlenceli bilgileri paylaşıyorlar. Eğer bu işler nasıl yürüyor, kafaları basıl çalışıyor merak edenlerdenseniz, tam sizlik. Bunun tanında achievementlar, konsept art’lar falan da geliyor oyunla birlikte ki bu bonus içerikler oyunu fazlasıyla zenginleştiriyor.

Şimdi bu kadar artısına rağmen neden sadece orjinal oyunla duygusal bağı olanlara tavsiye ediyorum. Birincisi hikaye sanki yeni nesle çok hitap etmiyor gibi gelşyor. Deli dolu, ilginç bir girizgah, pek çok ilginç referans var, evet, ama oyunun genelinde hikaye o kadar sarmadı beni. Belki tek yön (linear’i çevirmeye çalıştım burada) ilerlemesinden kaynaklı (ki bu tür oyunların tümünde böyle) belki de oyunun tema olarak aldığı noktalar benim çok ilgi alanıma girmediği için de olabilir. Oyunun konusuna bir türlü giremedim. Monkey Island ya da Full Throttle’da yaşamadığım bir sorun mesela.

İkinci unsur bulmacaların zor olması ve farklı bir kafa gerektirmesi. Eskiden vaktimiz bol, alternatifimiz azken uğraşabiliyorduk. Ama şimdi ben de iyice köreldiğim için baya bir tıkandığım, çözüme bakma ihtiyacım hissettiğim yerler oldu, ki öyle yapınca da oyun tam amacına ulaşmıyor. Bu arada bulmacaları çözerken çok farklı bir kafa yapısına bürünmek icap ediyor. Yalnız bulmacaların bazılarının acayip eğlenceli olduğunun ve Tim’in alameti farikasının bu olduğunun altını çizmek lazım.

Yalnız bu noktada mizahının da yukarıda saydığım oyunlardan bir tık geride kaldığını eklemek lazım. Yani çözümü anladığımda yarıldığım kısımlar vardı ama genel olarak bugünki kafa yapımla tümüyle süper bir mizah, kahkaha tufanı sunmadığını belirtmek lazım.

Sonuç

Yukarıda anlatmaya çalıştığım gibi oyun aynı oyunun üzerine başarılı eklentiler yapılmış hali olmasına rağmen, eğer bende olduğu gibi eski oyun sizde derin izler bırakmadıysa, oynadım ama çok hatırlamıyorum durumundaysanız pek size hitap etmeyebilir. Özellikle yeni nesil pyuncular “bu ne saçmaymış” şeklinde yaklaşabilir ve kısmen haklı olabilirler. Ama eğer eski oyun hala aklınızdaysa, o günleri dün gibi hayırlıyor ve tekrar yaşamak istiyorsanız bu oyun size tüm beklediklerinizi ve daha fazlasını sunuyor. Böylelikle bir yazının daha sonuna geldik. Bir sonraki yazımda görüşene dek esen kalın.

Tam çözüm için, 2.sayfaya devam…

Spread the love