FilmYorum – Captain Marvel (2019)

Her zaman ki gibi elimizdeki filmi, yani Captain Marvel filmini spoiler vermeden yorumlamaya çalıştık. Ancak bu sefer yer yer filmden bazı kısımlardan da bahsettik, yalan yok. Kritik kısımları paylaşma, twistleri ifşa etme durumu değil ama bir kaç detay var yani filmden. O sebeple eğer aşırı spoiler hassasiyetiniz varsa, “Ben filmle ilgili hiç bir şey bilmek istemiyorum” diyenlerdenseniz, yazıyı filmi izledikten sonra okuyun. Yok benim spoiler hassasiyetim iyidir diyorsanız buyurun yazıya.

Künye

Yönetmen: Anna Boden, Ryan Fleck
Oyuncular: Brie Larson, Jude Law, Samuel L. Jackson, Ben Mendelsohn, Clark Gregg, Annette Bening
Tür: Fantastik, Aksiyon, Bilim Kurgu
Ülke: ABD, Yayın Tarihi: 8 Mart 2019, Süre: 2 saat 5 dk

Giriş

Sizde de var mı bilmiyorum ama Marvel filmlerine olan heyecanım her filmle biraz daha azalıyor sanki. Artık o ilk dönemlerdeki gibi koşarak değil de, zorunluluktan izliyormuşum hissi uyanıyor bende. Evet Avengers:Endgame’i merak ediyorum ama sanki diğer filmleri “Evde izlesem de olur” diyecek hale geldim. Bu Marvel’ın artık risk almıyor oluşundan, her filmin hemen hemen aynı şekilde ilerliyor oluşunda kaynaklı çoğunlukla. Sadece Marvel için değil, Aquaman’de de aynı hissiyatı yaşadım, yeni süper kahraman filmlerinin çoğuna yansıyor bu durum. Bu kahramanlar çağını ana trend haline getiren Marvel’ın hızla kendini toparlaması, Endgame’den sonra ortaya bambaşka bir şeyler koyması gerektiğini düşünüyorum deyip, bu sefer ki görev filmime ilerleyeyim.

Her ne kadar MCU filmlerine karşı olumsuz yaklaşımım giderek büyüyor olsa da Captain Marvel’ı inceden inceden merak etmiyor da değildim. Bir kere ilk kez bir kadın kahraman başrolde. Sonrasında eski dostlar Fury ve Coulson da bu filmde, film 90’larda geçiyor ve Marvel Sinematik Evreni’nin en güçlü kahramanı olacağı söyleniyor. Fragmanlar ortaya farklı bir şey konacağını göstermese de, tek farklı nokta Captain Marvel’ın kadın olmasıymış gibi bir pazarlama kampanyası yürütülse de, yine dayanamadım ilk boş günümde atladım, gittim sinemaya ve hemencecik izledim. Peki Captain Marvel ön yargılarımı yıkmayı başardı mı, yoksa yine aynı tas aynı hamam mı? Hepsi yazıda efendim.

Hikaye

Vers (Captain Marvel aka Carol Danvers işte) fazlasıyla gelişmiş uzaylı Kree ırkının Starforce adlı bir saldırı birimin üyelerinden biridir. Kree’lerden önceki geçmişini hiç hatırlamamaktadır. Kree’ler uzunca bir süredir istilacı Skrull ırkıyla savaş halindedir. Neyse efendim Skrull’larla bir çatışma sırasında kendisinin başına bir şeyler gelir ve bildiğin dünyaya düşer. Bu sürede geçmişte dünyada yaşamış olduğuna dair anıları ortaya çıkmaya başlamıştır. SHIELD ajanı Nick Fury ile karşılaşan Carol, Fury’nin yardımıyla hem Skrull’ların planını durdurmaya çalışırken hem de dünyadaki geçmişini çözmeye çalışacaktır.

Artılar/Eksiler

Sanırım şöyle bir başlangıç yapmak yerinde olacaktır, Captain Marvel klasik bir Marvel bir filmi. Ne MCU’nun en iyi işi, ne de en kötü işi. Kendisine ortalamanın belki biraz üstünde bir yer bulabilir. Artık alışılagelmiş hale gelen Marvel formülünü birebir aynı şekilde uyguluyor. Bu hem iyi hem kötü bir durum. İyi bir durum çünkü, artık MCU belli standartları yakalama konusunda hiç sıkıntı çekmiyor, aksiyonu, mizahı, görsel başarısı falan size belli bir düzeyde eğlence vaat ediyor ve bu vaadi çok istisnai bir durum olmazsa (Thor 2 gibi rezaletleri saymazsak mesela) yerine getiriyor. Bu film de istisna değil.

Bu aynı zamanda kötü bir durum, çünkü yukarıda bahsettiğim gibi artık aynı formülü takip eden, daha başından olayların nereye geleceğini anladığınız, ortaya farklı şaşırtıcı bir şey koymadan güvenli oynayan Marvel filmlerinden sıkıldım. Deadpool gibi, Logan gibi alışılagelmişin dışına çıkmaya çalışan süper kahraman filmleri görmek istiyorum artık. O sebeple MCU filmlerinin görsel kısmını bir kenara koyarsanız giderek sinemada değil de evde çerezlik izlenir hale geliyor olmasından müzdaribim. Eğer aşağıda bahsedeceğim kısımlar olmasaydı, sırf bu sebepten bu yazıda oldukça olumsuz bir hava estirecektim.

Ancak Captain Marvel’ı olumlu yorumlamamı sağlayan iki unsur var. Birincisi vermiş olduğu mesaj. Bu film MCU’daki ilk solo kadın filmi olma özelliğiyle geliyor ve bariz bir şekilde “kadınsın diye seni ezemesinler, düşsen de kalk, sonunda başarabilirsin” mesajı veriyor. 21. filmde bu noktaya gelmeleri üzücü olsa da yine de güzel bir gelişme. Kadınlar Günü’nde gösterime girerek de güzel bir pazarlama hamlesi de olmuş. Bu noktada hoşuma gitmeyen tek şey, bu “Kadın Gücü” durumunu fazla ekleme bir şekilde sunmaları. Yani Carol’ın ezikten, dişiyle tırnağıyla bir yerlere gelişini sadece flashback’lerle izliyoruz, bu da bizi bu konuda tam havaya sokmuyor, empati kurdurmuyor. Kree’deki durumu hiç de ezik değil (gelişmiş medeniyet işte), film boyunca güçlerini kazanması dışında herhangi bir karakter gelişimi de var diyemeyiz. Madem böyle bir yola girdin, daha ince işlenebilirdi diye düşünüyorum. Yine de MCU’nun en güçlü kahramanın bir kadın olması güzel bir değişiklik olmuş.

İkinci olumlu durum da, nostalji efekti. Bu kısmı da ikiye bölmek isterim. İlk kısım filmin 90’larda geçiyor olması ve 90’ların benim için önemi, 90’larda çocuk olmak falan. Şimdi filmi izlerken o kadar 90’lar havasına aşırı giremedim ama bir kaç referans, o dönemden seçilen müzikler falan hoşuma gitti. Nostaljinin diğer kısmı da MCU’nun en iyi Phase’i olduğunu düşündüğün Phase 1’e yapılan referans ve göndermeler. Nick Fury zaten filmin büyük bölümünü oluşturuyor ve SHIELD Ajanı (Direktörü değil dikkat çekerim) Fury’i görmek son derece keyifliydi. Onun dışında Coulson’ı, Tesseract’i falan kullanıp o ilk aşamayı yeniden hatırlatmaları hoş bir değişiklik olmuş.

Yalnız bu ilk Phase’e göndermelerin MCU’nun tutarlılığında ciddi soru işaretleri yarattığına da bir not düşmek lazım. Yani Fury’nin gözünü nasıl kaybettiği, Tesseract’in varlığı ve konumu falan ciddi devamlılık problemleri yaratıyor evren içerisinde. Keşke üzerine biraz daha düşünüp daha sonra bu referansları filme yedirselermiş. Spoiler vermeyeyim diye daha fazla detaya girmiyorum ama neredeyse DC filmlerimde yaşadığım “Ya niye böyle saçma bir hareket yapmışlar” demenin ucuna kadar geldim. Filmin akışı içerisinde fazla rahatsız etmiyor ama evreni başından beri takip edenler benim gibi bu konulara takılı kalacaklardır diye tahmin ediyorum.

Bu kısımları geçtiğimizde Captain Marvel son derece keyifli bir “ilginç ortakların olduğu polisiye” havasında ilerliyor. Carol ile Fury’nin hoş bir dinamik yakaladığını söyleyebiliriz. Fury zaten filmin mizah kısmını sırtında taşıyor. Goose’un kısa ama etkili kısımları da başarılı. Küçücük kediden ne olur demeyin, izleyin. Bu noktada Brie Larson ve Captain Marvel’ın karakter gelişimi ise hayal kırıklığı yarattı. Karakterin ezikliğinden son süper kahraman haline kadar her anı aynıydı. En dramatik anlarda bile çok büyük bir tepki yok, artık gücünün doruklarına varmış, yine aynı kadın. Geçmişini hatırlamamasının travmasını da, hatırlamasının getirdiği patlama anını da yaşayamıyoruz. Bu durumlar karakterin inandırıcılığını bir tık aşağı çekmiş. Yine bu sebepten Fury ve Goose gibi yan karakterler daha dikkat çekici olmuş.

Skrull’ların varlığı da, şekil değiştirme özellikleri de filmin havasına katkıda bulunuyor, yaşlı teyze muhabbetinde olduğu gibi. Özellikle Ben Mendelsohn’ın Talos karakterinin çeşitliliği ayrı bir tat katmış. Bu Skrull olayını biraz daha derin kullanabilir, bizi iyice paranoyaya bağlayabilirlerdi ama başka filmlerde inşallah. Kree’lerin atak ekibi Starforce renkli karakterleriyle aslında küçük çaplı bir Guardians of the Galaxy havası yaratabilecekken, Jude Law dışında biraz geride kalmışlar. Jude Law’ın da bekleneni fazlasıyla verdiğini söyleyebilirim. Kadrodan genel olarak son derece iyi sonuç alınmış yani. Senaryo büyük oranda tahmin edilebilir gitse de ortalama üstü bir twist ile sizi şaşırtmayı tek bir yerde de olsa başarıyor.

Şunu da ayrı bir not olarak eklemem lazım, uzun zaman sonra ilk defa bir after credits sahnesi beni bir sonraki filme motive etti. Avengers:Endgame’e zaten motiveyiz haliyle ama filmin o son sahnesini gördükten sonra diğer salonda Endgame olsa hemen girecektim. O da hoş bir detay olmuş. Unutmuşuz after credits motivasyonunu.

Küçük bir not da filmin müziklerine açıp bitireyim. İlk defa bir MCU filminin müzikleri bir kadın tarafından yapılıyor ve bu müzikleri yapan hanımefendi bir Türk. Evet filmin müzikleri Pınar Toprak tarafından bestelenmiş. Bu tabi gurur verici bir durum. Bu arada filmde seçilen 90’lar şarkılarını da son derece sevdiğimi de ekleyip, sonuç kısmına doğru ilerleyelim müsadenizle.

Sonuç

Captain Marvel tam bir MCU filmi. Bildiğimiz Marvel formulünü bu kez bir kadın kahramanı merkeze oturtarak aynı şekilde uyguluyor. Bu durum sizi rahatsız etmeyecekse filmden keyif alarak ayrılırsınız. Ancak yenilik peşinde koşan, artık bu klasik işleyişten sıkılanlardansanız, sırf MCU evrenini takip etmek, Endgame öncesi son durumlardan haberdar olmak ya da basitçe hoş zaman geçirmek için bu filmi izliyor olacaksınız. Mesajları, referansları hoşuma gitti ama yine de beklentileri yüksek tutarsanız üzülürsünüz. Marvel’ın artık kendini yenilemesi ve geliştirmesi gerektiği iyice ortaya çıkıyor. Yine de kadın başrollü bir film izlemek hoştu. Darısı diğer kadın Marvel karakterlerinin başına. Bir başka yazıda görüşene dek esen kalın.

Spread the love