DiziYorum – The Shannara Chronicles S01 (2016)

Künye

Oyuncular: Ivana Baquero, Austin Butler, Poppy Drayton, Manu Bennett, Aaron Jakubenko, Daniel MacPherson, John Rhys-Davis, James Remar
Platform: MTV
Tür: Fantastik, Aksiyon, Macera
Ülke: ABD, Yayın Tarihi: 5 Ocak 2016 Bölüm Sayısı: 10

Giriş

Neden bilmem bilimkurgu, süper kahraman falan temalı bir sürü dizi çekilirken, Game of Thrones gibi dev bir hit varken, Lord of the Rings’in başarısı ortadayken fantastik temalı (D&D falan konseptli diyorum, anladınız siz) dizi sayısının bu kadar az olması hep ilginç gelmiştir. Hep maliyetten falan dem vurulmuştur ama diğer türlerde çok ucuza mal olmuyor ki. Kaynak desen zibilyon tane var uyarlanabilecek. Neysem efendim sayı az olunca değerini de biraz bilmek gerekiyor sanırım. O sebeple görece kaliteli bulduğum bir fantastik diziyi bugün konuk etmek istedim.

MTV’nin bu diziyi çekeceğini duyduğumda kanalın imajı sebebiyle biraz önyargılı başladım. Sonra ilk fragman geldi. Görselliğin bir sinema kalitesinde olacağı hissiyatı uyanınca, kadroda fena olmayan isimler yer alınca, bir de prodüktör koltuğunda MCU’nun ilk ürünü Iron Man’ın yönetmeni de olunca şans vermek farz oldu. Sonra dizi geldi, izlendi ve sonuç korktuğum kadar kötü değildi. Sonra ikinci sezon MTV’den ayrılıp Spike TV’ye (Paramount Network olmuş sanıyorum) geçti ve ben ne yazık ki o sezonu izleyemedim. Ama hazır ilk sezon Netflix’te varken ilk sezondan biraz bahsedip, izlememiş olanlara bir alternatif sunmak istedim.

Hikaye

Öykümüz Terry Brooks’un çok satan Shannara serisini baz alıyor. Öykünün geçtiği Four Lands’de yıllar önce şeytanlarla bir savaş olmuş ve tüm ırklar birleşip bu öcüleri Ellcrys diye bir ağaca hapsetmeyi başarmışlar. Ancak 300 yıl sonra Ellcrys ölmeye başlamış ve iblisler yeniden uyanmaya başlamıştır, ki onların başında da kötülük timsali Dagda Mor var. Kendisi bütün kötüleri toplayıp bu diyarı ele geçirmek ister. Karşısında ise adet olduğu üzere tesadüflerin bir araya getirdiği küçük bir ekip olacaktır.

Artılar/Eksiler

MTV adı geçtiği için hemen klişe ergen dizileri geliyor akla ve zaman zaman haklı çıkıyorsunuz. Ana karakterler arasındaki ilişkilerin işlenişleri ister istemez o duruma kayıyor ama sırf bu şekilde tanımlamak, bu diziye CW dizisi muamelesi yapmak büyük haksızlık olur. Dizi bir fantastik kurgu dizisinden beklediğiniz her şeyi barındırıyor. Belli özellikleri olan bir grubu (FRP dilinde party diye geçer) oldukça kapsamlı ve büyük bir maceraya (FRP’deki main quest oluyor), hem de büyülü bir evrende çıkarıyor. Kurdukları evrenin farklı bir tarihçesi, bugünü etkileyen büyük olayları var. Hepsinden de önemlisi bir tv bütçesine göre bu evreni muhteşem bir görsellikle sunuyorlar, ki dizinin terki diyarında bu durumun etkisi olduğunu düşünüyorum.

Görsellik dizinin en fazla övülmesi gereken yeri. Gerçekten kullanılan filtreler efektler sizin bambaşka bir fantazi dünyasında olduğunuzu pek çok filmden daha iyi hissettiriyor. Kahramanlarımızın tasarımı ve ekrandaki duruşları güzel. Bir ekstra artı puan da esas kötü adamımızın gerçekten korkutucu ve “evil” görünüşüme vermek lazım. Yan kötülerde de dizi yine aynı başarıyı sergiliyor. Yani dizinin “ay hiç gerçekçi görünmüyor şekerim” gibi bir durumu yok, eminim siz de hayran kalacaksınız.

Hikaye de son derece başarılı. Evrenin kuruluşu kadar ana hikaye de etkileyici ve sürükleyici. Bu tarz bir diziden beklenen sürükleyiciliği ve heyecanı fazlasıyla veriyor. Ancak bazı yerlerde fazla tahmin edilebilir olmak, bazı yerleri de biraz hızlı geçmek gibi kusurlar mevcut. Bunun yanında genç karakterlerin kendi arasındaki aşk meşk davalarının işleyişi, bazı olayları oraya odaklamaları tat kaçırsa da diğer karakterler ve olaylar bu açığı kapatıyor diyebiliriz. O kadarcık ergenliği kaldıracaksınız, zaten kaç tane bu temada dizi var ki. Dizinin ana karakterleri harcama konusunda da kendini geri çekmemesi iyi bir karar ve bu sayede bir iki defa sizi tongaya düşürebiliyor. Bunu da sırf “Hadi Game of Thrones gibi yapak” demeden hikayenin akışında yapabilmiş olmaları da ayrı güzel.

Karakterler demişken biraz klişe olsa da, sonuçta bu tip bir diziden beklentilerinizi karşılamaya yetiyor. Dizinin oyuncu kadrosu genç ve daha deneyimliler olarak iki gruptan oluşuyor. Deneyimliler büyük ölçüde efsane performanslar ortaya çıkarmışlar. Yüzüklerin Efendisi’ndeki Gimli John Rhys-Davis’i görmek büyük zevk mesela. Dizinin en derinlikli karakteri Cephalo’yu muazzam oynamış James Remar. Dizinin reklam yüzü Manu Bennett’de fena değil. Druid daha güzel olabilirdi ama bu da çok çok kötü diyemem.

Dizi oyunculuktan esas dayağını gençlerden yiyor kanımca. Karakterleri zaten bazı defolara sahip olsa da deneyimliler gibi oyunculukla kurtaramıyorlar onlar. Bir de aralarındaki ilişkiler de kötü işlenince o noktada tam tatmin edemiyorlar. Bazı potansiyel yerler var, Will’in cool halinin görüntüsü ya da Eretria’nın iyi mi kötü mü çelişkileri gibi ama güzel işlenememesi ya da üzerine yeterince düşülememesi gibi konulardan tam olmuyor. Karakter gelişimi olarak da ortaya çok bir şey çıkmayınca gençlere eksi vermek icap ediyor.

Kötü adam konusunda da diziye bir artı vermek lazım. Dagda Mor en az görünüşü kadar başarılı ve güçlü bir şekilde sunuluyor karşımıza ve dizi boyunca karakterin imajı olumlu anlamda güçleniyor. Tek eksi olarak son bölümde (spoiler) fazla kolay haracıyor olması sayılabilir. Zaten son bölümde çok fazla şeyi sonuçlandırma çabasından dizinin kalitesi darbe yiyor. Neyse diğer kötülerimiz de yine çok başarılı. Changeling’den Reaper’a kadar bazısı sürekli bazısı bölüm canavarı olan kötü yaratıklarımız hem iyi kullanılmış hem de güzel sunulmuş.

Sonuç

Toparlarsak elimizde ortalama üstü bir dizi var. Duygusala bağladığı yerler kötü, ana olaya daldığı yerler başarılı, genç oyuncular ehh, deneyimliler süper, görsellik muhteşem. Açıkçası bir giriş sezonu olarak başarılı bulduğum, sonraki sezonlara güzel potansiyelli hikayeler bırakan bir sezon olmayı başarmış. Hani “mutlaka izlemelisiniz, yeni Game of Thrones budur abi” diyemeyeceğim ama boş vaktiniz varsa (benim yok, uhuhu) güzel geçirmenizi sağlayacak bir dizi. Zaten bu temada az dizi olduğunu da düşünürsek (Legend of Seeker vardı bi de, heey gidi heey), bu tarz işlere ayrı bir hayranlığı olanlara tavsiye ederim. Bir başka yazıda görüşene dek esen kalın.

Spread the love