DiziYorum – She-Ra and Princesses of Power (2018)

Bu yazıda Netflix’in reboot eylediği She-Ra Princesses of Power dizisini yorumlayacağız. Spoiler vermeme konusunda elimizden geleni yaptık. Son derece başarılı olduğumuzu düşünüyorum. Gönül rahatlığıyla okuyabilirsiniz. Bu arada şu çizgi film için spoiler yememe endişeniz varsa, ne diyeyim ben size. Bildiğiniz çizgi film yaw.

Künye

Oyuncular: Aimee Carrero (Adora/She-Ra), AJ Michalka (Catra), Karen Fukuhara (Glimmer), Marcus Scribner (Bow)
Platform: Netflix
Tür: Animasyon, Aksiyon, Macera, Fantastik
Ülke: ABD, Yayın Tarihi: 13 Kasım 2018 Bölüm Sayısı: 13 Bölüm

Giriş

Klasik bir “90’larda çocuk olmak” ya da “Hollywood çocukluğumuzu mahvetme” girişine o kadar uygun bir yazı var ki, hangisini seçeceğimi bilemedim. Evet çocukken She-Ra benim en büyük aşklarımdan biriydi. Hikayeleri He-Man’den daha kötü olmasına rağmen güzelliği sebebiyle yine de izliyordum. Ve yine evet Hollywood çocukluğuma tarumar etme konusunda elini korkak alıştırmıyor. Transformers, Ninja Turtles ve daha niceleri anılarımı yıkarak reboot edildi ve bu durumdan çok müzdarip oldum. İşte bu kısmın biraz daha detaylandığını hayal edin ve giriş kısmını tamamlanmış varsayın. (Tembel yazar)

Aslında She-Ra reboot başarısı açısından istisna olmak için pek çok avantaja sahip sayılabilir. Bir kere arkasında Netflix var. Yaratıcılığa bir engel olmayacak, bütçe falan gibi sıkıntılar yaşamamış olmaları beklenir. Bu işi ele alan Dreamworks. Shrek, How to Train Your Dragon gibi bayıldığım işlere imza attıkları için, zevkime uygun bir şeyler çıkartmalarını beklemem son derece doğal. Bir de She-Ra’nın hatırası genel olarak mini etekli, uzun bacaklı, dekolteli, sarışın, güzel bir bayanın maceraları şeklinde aklımda kaldığı için “Ulan şu detayı nasıl atlamışlar” falan gibi fanboyluk yapma olasılığım da düşük. Peki geçen hafta Netflix’e gelen dizi nasıl bir izlenim yarattı, gelin yazıda anlatayım size.

Hikaye

Efendim, Adora Etheria’yı istila eden Horde birliğinde yetişmiş gelecek vaadeden bir genç kızımızdır. Kankası Catra ile beraber orduda daha üst mevkilere gelme hayali kurmaktadır. Her kız çocuğu gibi kankasını da yanına alarak afacanlık peşinde koşarken bir tesadüf sonucu büyülü bir kılıca denk gelir. Bu kılıç kendisini Etheria’nın koruyucusu, uzun boylu, süper güçlü kahraman She-Ra’ya dönüştürecektir. Bu sırada Rebellion’ın merkezindeki kraliçenin kızı Glitter ve onun feminen kankası Bow’a denk gelir. İşte bir dizi olay sonrası Horde’un kötü olduğunu öğrenir, iyi bir insan olduğu için Rebellion’a katılır, böylelikle eski kankası Catra’ya düşman olurlar falan.

Artılar/Eksiler

Dizinin ilk resimleri geldiğinde “Ne bu ya?” tepkisi verdiğim doğrudur. Fragman geldikten sonra “Hmm.. Neden olmasın?” dediğim de doğrudur. Yani benim için karışık önyargılar içerisinde başladı She-Ra’nın Netflix macerası. Geçen gün “Gündemdekiler”imde görür görmez hemen atladım ve bir kaç gün içerisinde tarafımca bitirilip yorumlamaya hazırdı. Ne yazık ki, bu deneyim buradaki anlattığım kadar sorunsuz değildi.

Şimdi öncelikle dizinin yapmaya çalıştıklarını son derece takdir ettiğimi belirterek başlayayım. He-Man’in hakları Dreamworks’de olmadığı için hikayeyi ondan güzelce soyutlayıp merkeze She-Ra’yı almayı pürüzsüz bir şekilde başarmışlar. Bu şekilde de He-Man’i hiç izlemeyen ya da bilmeyenlerin She-Ra’yı izlerken herhangi bir eksiklik hissetmemeleri sağlanmış. Bunun dışında eski diziyle bağları yeterli düzeyde kurmuşlar. Ana tema, orijin, karakterler ve referanslar bulunsa da kendi içerisinde bağımsız, görece yeni bir evren yaratmışlar, ki bence de doğru tercih olmuş.

Ana hikayenin Adora ve Catra arasında eski arkadaş-yeni düşman teması üzerine kurulması önceki tek düze iyi kötüye karşı temasını bir nebze derinleştirmeyi başarmış. Bu durum karakterlere de gelişim alanı yaratmış, ki en başarılısı bence Catra’nın gelişimi olmuş. Yine bu sebeple Adora’nın yaşadığı çelişkiler falan da devreye girince bu karakter de daha yönlü olmuş. Mantık olarak da çocukluğundan beri kendisini yetiştirenlere pat diye sırt çevirmesindense bu şekil daha doğru gibi. Karakterlerin yeni hallerinin de yer yer klişe ve karikatürizeye kaysalar da fena olmadığını düşünüyorum. Orjinal She-Ra’nın dönemine uygun ama bugün pek de hoş olmayan herkesin tek tip olduğu zayıf kadınlar ve kas yığını erkeklere kıyasla buradaki çeşitlilik daha uygun olmuş. Her bir karaktere hem ayrı bir ırk, hem de ayrı hikayeler vermeleri ve hepsinin de empati kurulabilir olması güzel tercih. Tasarım olarak da minimize bir anlayış benimsemeleri de beni rahatsız etmedi. Önceki versiyondaki gibi sırf güzel kızlar için izlemiyor olmanın iyi bir şey olduğunu söyleyebiliriz.

Bunları söyledikten sonra, şunu da belirtmem gerekir ki, çizgi film yüzde doksan oranında 5-12 yaş aralığındaki kız çocukları için tasarlanmış. Karakterler ve olaylar tamamen bunun üzerine kurgulanmış. 30 küsur yaşında bir erkek olarak özellikle ikili ilişkilerde anlam veremediğim pek çok yer oldu, karakterlerin tepkilerini, bakış açılarını falan yer yer fazla abartılı buldum. Fantastik bir öykü de olsa biraz daha ayakları yere basmasını tercih ederim. Bir de dizideki az sayıda olan erkeklerin de fazla feminen olması da gereksiz geldi. Aslında diğer karakterlerle ilgili olarak da çok direkt olmasa da alt mesaj olarak LGBT’ye fazla yakın duruyor. Eşimin de farkettiği gibi Netflix’in çoğu işinde eşcinsellik temsiliyeti sağlanıyor, bununla genelde sorunum yok ama çocuklarımın izleyeceğini düşündüğüm bir çizgi filmde buna gerek olmadığını düşünüyorum.

Bunun yanında görsel tasarımların rahatsız etmediğini söyledim, yalnız genel olarak çizimler özensiz geldi bana. Tamam tarz olarak animeye yakın bir duruş sergilemelerine okeyim ama bazı yerlerde çizmeye üşenip üstünkörü geçilmiş gibi görünüyordu, perspektif hataları falan da derken görsellik tam olmamış. Arka planlar falan fena değil, o kısımlara özenmişler. Ama karakterlerin hareket halindeki çizimleri, tepkileri falan anime çizmek isteyen ama beceremeyen birinin elinden çıkmış gibi. Tasarımlardaki minimallik de yine bu tembellik tezimi destekliyor. Karakterlerin kostümleri, görselleri fena değil ama daha fazla detayla güzelleştirilebilirdi. Keşke konu çocuk işi olsa da en azından görsel olarak biraz daha başarı görseydik. Bu arada Adora’nın She-Ra’ya dönüşümünün direkt Sailor Moon’dan çalınması ve onca yıl geçmiş olsa da onun kadar başarılı olamamasını da not olarak eklemek istiyorum.

Konular, dizinini işlediği temalar da yine 5-12 yaşa uygun olmuş. Orjinal She-Ra dizisinden daha derin evet ama genele baktığımızda yetişkinlere de hitap ettiğini söylemek zor. Bütün bu tarz çizgi filmlerde işlenen konularda, yine o çizgi filmlerde işlendiği şekliyle sadece karakterleri değiştirerek burada yer verilmiş. Çoğu noktada klişelere düşmekten kurtulamamış ve fazla tahmin edilebilir kalmışlar. Burada tek artı olarak karakter çeşitliliğine uygun olarak her karaktere ayrı ve ayakları yere basan hikayeler konulmuş olmasından bahsedebiliriz. Yani buz prensesinin “Ben aslında olgunum” tavırlarından, Parfuma’nın “Hippiyim ben” tavırlarına kadar klişe olsalar da farklı ve durumlarına uygun yazılmış hikayeleri olması ve karakterler fantastik olsa da yaşadıklarının o yaş kitlesindeki kızların empati kurabilecekleri şekilde yansıtılması başarılı olmuş.

Genel olarak benim çok anlam veremediğim ama insanların hayran olduğu Steven Universe ve Adventure Time gibi işlerin örnek alındığı bariz. Eğer bu tarz işler hoşunuza gidiyorsa ve yukarıda bahsettiğim konular sorun değilse, sizin için güzel bir tercih olabilir. Ancak benim gibi Teen Titans Go ve türevlerine uyuz oluyor, daha gerçekçi daha ayakları yere basan çizgi filmleri tercih ediyorsanız She-Ra tam olarak sizin istediğiniz şey değil. Bu tarz reboot ve adaptasyonlarda hedef kitlesinin sadece yeni nesil olmasından rahatsızım. Çünkü o nesil için She-Ra adı hiç birşey ifade etmiyor, onlara bu diziyi Ay-She (ikinci kısım “şe” şeklinde okunacak) diye sunsanız da fark etmez. Ama bu diziyi esas olarak bizim gibi geçmiş anılarından dolayı hassasiyeti olanların izleyecek olduğuna uyansalar daha doğru bir iş ortaya çıkacağını düşünmekteyim. Bilmem siz ne düşünüyorsunuz?

Sonuç

Eğer She-Ra sizin çocukluk aşkınızsa, onun modern bir çizgi film ile dönüş yapması gerektiğini düşünüyorsanız, bu çizgi film size göre değil. Aslında genel olarak 5-12 yaş aralığında bir kız çocuğu değilseniz, yeni dönem çizgi filmleri severek izlemiyorsanız, bu dizi pek size göre değil. Dizinin son derece güzel fikirleri var, He-Man’siz olarak son derece başarılı adapte etmişler mesela, ne biliyim karakterlerin modernleştirilmesi, çeşitlendirilmesi güzel değişiklikler olmuş ancak sonuçta, olabildiğine klişe, olabildiğine sıradan hikayeler ve çok özenilmemiş gibi duran çizimleriyle bu potansiyel boşa harcanmış. İzlemem gereken onca şey varken, dizinin birinci sezonu bir şekilde bitirdim ama bu durum süresinin kısa olmasından ve yanımda çocuğum varken onu çok rahatsız etmeyecek bir şey olmasından dolayı. Yani eğer bolca boş vaktim ve solo bir şekilde izliyor olsaydım ilk bölümünü izledikten sonra She-Ra’ya sıra çok sonra gelirdi. Daha güzel süper kahraman dizileri varken tavsiye etmiyorum. Bir başka yazıda görüşene dek esen kalın.

Spread the love