AltList – Zevkime Göre 7 DCEU Filminin Sıralaması

DCEU Poster

Bildiğimiz, ilk duyurulan haliyle DCEU ‘nun bittiğini söylersek haksız olmayız sanıyorum. Büyük ihtimalle Wonder Woman 2 bu oluşumun son çıktısı olacak ve gösterime girmek üzere olan Joker’de DC filmlerinin yeni halinin ilk özgün örneği olacak diye tahmin ediyorum. Marvel’ın 23 gösterilmiş (22 tanesinin zevkimce sıralaması için şuraya) ve yeni gelecek filmlerle de devam ettiği bir zamanda, karakterlerinin bilinirliği çok daha yüksek olan DC’nin hezimete uğramış olması her çizgi roman sever için hayal kırıklığıdır diye düşünüyorum. Neden böyle olduğuna dair bir yazı hazırlamak istedim ama bir türlü vakti ve enerjiyi bulamadım. Filmlerin hepsini izlemiş olmama rağmen çoğunun yorumunu bile yazamadım. Bende dedim ki, madem ayrı ayrı yazamıyorum, toplu bir listede alayını yorumlayayım. Böylelikle laf sokmak istediğim yerleri en azından tamamlamış olurum. DCEU ‘nun 7 filminin zevkime göre sıralamasına buyurun efendim;

(Tüm fragmanlar Youtube sayfamızdan. Şuradan ulaşıp, abone olsanız ne güzel olur)

7- Man of Steel (2013)

Sanırım pek çok kişiyle anlaşamayacağım konu bu olacak. Bu filmin neden kötü olduğu ile ilgili uzun uzun bir yazı yazmak istiyorum ama zaman bulamadım. Kısmet buraya imiş. Şimdi bu film çekilirken Nolan’ın Dark Knight’ın bir benzerini yapmayı amaçladılar ama ne Zack Snyder bir Nolan’dı, ne de Superman’e Batman gibi yaklaşılabilirdi. Haliyle çıkış amacı iyi olmayınca film de iyi olmayacaktı. Sonuç olarak da temeli sağlam olmayan, kurucu karakterinde ciddi problemler olan DC evreninin ayakta kalması çok zordu. Ki çöktü.

Filmin çok ciddi affedilmez günahları var. Baştaki (sırf Snyder ben de Avatar çekebilirim diyebilsin diye) gereksiz uzatılmış Krypton sekmesi, Jonathan Kent’in “bırak çocuklar ölsün, yeter ki senin kimliğin açığa çıkmasın” yaklaşımı ve bu yaklaşımdaki bir babanın yetiştirdiği çocuğun kahraman olması, büyümüş ve kimliğini gizli tutması icap eden Clark’ın hem olabilecek en belalı yerlerde gezmesi, hem de kendisini sinirlendiren adamın arabasını tarumar etmesi gibi nice karakterle uyuşmayan olay, daha bir sürü şey ve sondaki hunharsız tarumarla üzerine tüy dikmek.

Karakterin özünü anlamadan yapılan bu film hem DCEU’nun daha başlamadan çatırdamasını sağladı, hem de sonraki filmlerin altını boşalttı. İşte bu sebeple en kötü DCEU filmi Man of Steel’dır.

6- Batman v Superman: Dawn of Justice (2016)

Bu filmin başarısız olmasındaki iki sebep çok net. Birincisi Man of Steel’de yerden yere vurulan Snyder’ın kendini aklama çabası. İkincisi MCU’ya hızla yetişmek isteyen Warner Bros’un aceleciliği ve baskısı. Filmin kendi içinde pek çok hatası var ama ana sebep bu ikisi diye düşünüyorum. Hem bir yandan diğer filmlerin, diğer karakterlerin ön hazırlıklarını araya serpiştireyim, hem de önceki filmin yerden yere vurulan yerlerini toparlayayım derken filmin kendisine çok odaklanılamamış, böylece Frank Miller’ın Dark Knight Returns’ünün keyifli bir uyarlaması olabilecekken daha baştan “Acaba DCEU olmayacak mı?” diye düşündüren ortalama altı bir film çıkmış ortaya.

Bir Snyder klasiği olarak yine affedilmesi mümkün olmayan Batman’in patır patır adam öldürmesi gibi pek çok günaha sahip, adamın görsel sahne yakalamak için karakterlerin özünü heba ettiği kısımlar var, mantığı tam oturtulamamış, eksik bırakılmış hikaye örgüleri var, ki bu sorunların bir kısmını “Ultimate Edition” ile giderdiler, ki bu da bize filmin berbat bir editing’i olduğunu gösterdi, diğer filmlere promosyon yapmak istediği için ana konuyla alakasız olarak yer alan bölümler de filmin tutarlılığını, bütünlüğü zedeliyor, tarihin en kötü Lex Luther’una sahip, Doomsday gibi efsane bir karakteri maymuna (daha ziyade Ninja Turtles ile Lotr’daki Cave Troll arası bir şeye) çevirmişler vs. vs.

DCEU’nun en büyük problemi her izlediğimde “Bu kadar saçmalık olmaz” diyor oluşum ve sinirleniyor oluşum. Mesela MCU’nun en beğenmediğim filminde bile böyle sinirlenmiyorum. En çok Man of Steel’de sinirleniyor olsam da, bu filmde beni germe konusunda (özellikle Doomsday olayı) ikinci sırayı, haliyle listemizde de sondan ikinci sırayı alıyor.

5- Justice League (2017)

Avengers’ın sinemaya gelişini hatırlıyor musunuz? Nasıl bir gazdık, “Sevdiğimiz karakterler birarada, yuh artık” falan diyorduk ve izledikten sonra da aynı gazımız devam etti. Justice League’ın kadrosu çok daha efsane karakterlerden oluşuyor olmasına rağmen bu gaza sahip değildik. İzledikten sonra da bu görüşümüz çok değişmedi. Nedeni ise çok basitti. Birincisi bize Avengers’ın ilk filmine çok yakın bir hikaye sunuyor, bu hikayeyide ondan çok farklı şekilde yapmıyordu. Yani yine bir büyük kötü (ki o da çok iplediğimiz bir kötü değil), yine (ama mantığı çok da anlaşılmadan) dünyayı ele geçirme, yine onun uzaylı böceksi minyonları, yine o yine bu. Ama bu filmi esas mahveden bence DC’nin aceleciliğiydi. Flash, Aquaman ve Cyborg’u ilk defa görüyorduk ve orijinleri araya sıkıştırılmaya çalışsa da bize çok bir şey ifade etmiyordu. Bu kadar karakteri tek filmde tanıtıp sevmemiz zordu ve çok sevemedik haliyle.

Ama film esas olarak tanıdıklarımızın içine ederek kaybedetti. BvS’nin en güzel şeyi diyebileceğimiz Batman burada yerle bir olmuştu, solo filminde hayran kaldığımız Wonder Woman tek düzeydi. Üzerine tüy dökme işini Superman’la yaptılar, Superman (izlemeyenler için spoiler, hehehe. sanki hiç bilmiyormuşsunuz gibi) döndü ve aslında Justice League’e hiç gerek olmadığını gösterip filmi bitirdi. Eğer MCU hiç olmasaydı, eğer tüm solo filmler önce gelmiş olsaydı, belki ağzımızdan salyalar saçarak izleyebilirdik. Ama öyle olmadığı ve sene 2017 olduğu için bu film sadece “fena değil ya” diyebildiğimiz bir film olarak kaldı. Tek artısı (belki ben pes etmiş olduğum içindir) önceki iki film kadar beni sinirlendirmemiş olmasıydı. O sebeple bu sırada kendine yer buldu.

4- Suicide Squad (2016)

Suicide Squad için mevcut haliyle de “eh işte” denilebilir, çerezlik bir film olarak bir şekilde izlenebilir ama potansiyeli düşünüldüğünde yine bir hayal kırıklığı olduğunu kabul etmek lazım. Fikir süper kahraman filmleri açısından orijinaldi, hatta bence Guardians of the Galaxy’den çok daha fazla şey vaat eden bir konsepti vardı. Filmin ilk yarısı, yani giriş bölümü, üzerine oynanacak karakterleri ilginç bir şekilde sunması falan fena değildi. Her karaktere bunu yapmamaları azıcık spoiler oldu ama neyse. Hatta sırıtacağını düşündüğüm yerler (Will Smith’in hep aynı karakterde olması, Harley’i fazla sexy olsun diye uğraşmaları vs) bile bu ton içinde kötü durmamıştı. Yani eldeki maddenin hem potansiyeli hem de işlenişi görece kötü değildi.

Ancak bazı noktalarda büyük sınıfta kalmıştı. En büyük sorun filmin kötüsü. Hem güç skalası olarak takımımızın çok üstünde olması (takımın üçte ikisini tekte çekebilirdi, kötü senaryo sebebiyle yapmadı ama yapabilirdi), hem de çok kötü bir şekilde (büyücü dansöz?) sunulması filmin genelini berbat ediyordu. Superman kötü olursa diye kurulmuş takımın içerisinde haddinden fazla sıradan adam olması, Bumerang’ın niye bu takıma eklendiğinin anlaşılamaması, en kötünün bile kötüsü olması gereken bir ekibin nedense çok kolay bir şekilde iyiye yönelebiliyor olması, süper güçlü kötünün çok kolay halledilmesi gibi mantık hataları filmi olabileceğinden çok çok uzak hale getirdi. Belki James Gunn bu potansiyeli daha iyi kullanır. Hayırlısı diyelim.

3- Aquaman (2018)

Warner DCEU fikrini ilk ele aldığında, MCU’dan olabildiğince farklı olmaya çalışıyorlardı. Ardı ardına tarumar olunca Warner (ve DC) yaklaşım değiştirdi ve Marvel’vari filmler yapmaya başladılar. İşte karşınızda DC’nin Black Panther’i. Wakanda’nın sular altında kaldığını hayal edin. Tek farkı T’Challa’nın kral potansiyeli olduğu belli. Aquaman ise kraldan çok rock yıldızı şeklinde takılıyor. Jason Mamao role seçildiğinde Aquaman olmaya uygun olmadığını düşünüyordum, Justice League’de kendine has bir tarz yaratıp, JL’deki aykırı karakter olması hoşuma gitmişti ama burada kral olması için uğraşılan adam olmadığı çok bariz. Filmde bunu “Bize kral değil, kahraman lazım” diyerek açıklamaya çalışmışlar ama biz biliyoruz Arthur’un en fazla olabileceği Dothraki gibi daha ilkel bir topluluğun lideri olmak.

Bu kısımları geçerseniz Aquaman son derece eğlenceli ve keyifli bir film. Atlantis’in görselliği ve yansıtılışı son derece etkileyici olmuş. Klasik bir “taht benim hakkım kardeşim” hikayesi anlatsa da bunu kendine has bir şekilde anlatmayı başarıyor ve sürüklüyor. Zaman zaman klişeliğe düşse de en azından bunu eğlenceli bir şekilde yapıyor. Aksiyon ve mizahı tadında harmanlıyor. Kendini çok ciddiye almıyor. Ve de en önemlisi karakter dışı, size “bu ne saçma ya” dedirtecek ya da önceki filmlerdeki gibi sinirlendirecek pek bir şey yok. Keyifli bir zaman geçirmek için izlenebilir. Bu arada da önce solo filmler, sonra takım filminin neden daha iyi bir formül olduğunu da anlamışlardır umarım.

2- Shazam (2019)

Warner’ın ilk kafasında çok daha karanlık, çok daha ciddi bir evren yaratarak yenmekti Marvel’ı. O plan tutmayınca tamamen diğer yöne gittiler. Yer yer bazı gerici sahneler olsa da DCEU ‘nun tartışmasız en çocuk filmi. Bunun yanında bir süper kahraman filmi parodisi olarak bile izlenebilir. Listenin ikinci sırası olunca insan çok acayip bir şey bekliyor ama DCEU ‘dan bahsediyoruz, o sebeple en pürüzsüz, en izlenebilir filmlerden biri olduğu için burada. Klasik ailecek pazar günü oturup izleyebileceğiniz ve keyif alacağınız bir film. Çağ açacak, türü yeniden yaratacak bir film değil ama ne olmak istediğini, ne yaptığını biliyor ve bunu güzel bir şekilde yapıyor. Peki neleri doğru yapıyor?

Birincisi “Bu klasik karaktere çok acayip bakış açısı katıcam” (Snyder’ın Superman’e yapmaya çalıştığı gibi) derdi olmadığı için son derece temiz, sıradan, empati kurulabilir bir baş karakter yaratmayı başarmışlar. Çocuk karakter olması da hedef kitlenin empati kurmasını kolaylaştırıyor. Hiç bir anda kendini fazla ciddiye almıyor. Karakterin absürtlüğünün farkında, eğer ciddi yaklaşırsa sırıtacağını biliyor, bu sebeple her anını sizi eğlendirmek için harcıyor. Arka plana da anlaşılır bir aile teması koyuyor, sululuğu dengeliyor ve karakterlerin motivasyonunu anlaşılabilir kılıyor. Yan karakterler de çok güzel oturtulunca genel olarak işleyen bir film ortaya çıkmış oluyor.

1- Wonder Woman (2017)

Halbuki DCEU’nun yapması gereken bu kadar basitti. Karakteri al, çok komplike bir şey yapmadan uygun bir olay örgüsüne koy, biz de keyifle seyredelim. Wonder Woman örneğin bir “Dark Knight” gibi oyunun kurallarını değiştiren bir film değil. WW hayatınızda hiç şahit olmadığınız bir şeyler gösterme derdinde olan bir film de değil. Tek yaptığı karakteri doğru bir şekilde kuruyor, ona uygun bir olay örgüsü yaratıyor ve sinema klişelerine çok girmeden klasik bir kahramanlık öyküsü anlatıyor. Biz de keyifle seyrediyoruz. 2.Dünya Savaşı klişelerine alışmış bizler için, 1.Dünya Savaşını görmek hoş bir değişiklik oldu. Ana karakteri çok karikatürize etmeden modern dünyaya adapte etmeyi başarmışlar. Yan karakterler de ana karakterle keyifli bir uyum yakalamış. Çok abartmadan “Kadının Gücü” temasını doğru kullanıp bir artı da oradan almışlar.

Tek eksiği film son kısmının çok iyi bağlanamayışı ve kötü adamla yapılan son dövüşün biraz beklentilerin altında kalmasıydı. Yine de Wonder Woman Justice League’den önce gelmiş ve JL’e olan umutlarımızı yeşertmişti. Hala an itibariyle DCEU’nun en iyi filmi sıfatını taşıyor bence.

Benim DCEU filmleri üzerine yorumlarım bu şekilde. Siz ne düşünüyorsunuz? Yorumlarda paylaşabilirsiniz. Bir başka yazıda görüşene dek, esen kalın.

Spread the love

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*